31 Aralık 2008 Çarşamba

''Transfere ihtiyaç yok.Mehmet Yıldız takımı bozar.''

kaynak:webaslan.com
Transfere ihtiyaç yok
Mehmet Yıldız takımı bozar!


31.12.2008

Bağışlayın bir haftadır yazmıyorum. Üç sebebi var;
1-Florya'da Başkan Polat, Kalli, Skibbe ile konuştuktan sonra ne dediysem şu ana kadar çıktı. Daha fazla yazmaya gerek duymadım. Sporx ve Yeni Şafak okuyanlar haberlerin doğrusunu günler önceden öğrendi.
2-25-26 Aralık'ta Uluslararsı Kıbrıs Üniversitesi'nde konuşmacıydım… Gençlere teşekkür borçluyum, harika sorular sordular, koca salona sığmadılar dışarda kalanlar oldu… Söz yine gideceğim…
3-29-30 Aralık'ta da Kayseri'deydim… Kanal 38'in 5. yılında Ümit Aktan ve Altan Tanrıkulu'yla beraber oradaydık. Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki ile çağ atlamış…
Bunların hepsini anlatacağım…
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi'ni de
Kayseri seyahatimi ve Kanal 38'i de
Fotoğraflarıyla anlatacağım…

* * *

Bayılıyorum Sporx'te sizlerle beraber olamaya…
Dünyalar kadar mail atıyorsunuz, dünyalar kadar mutlu oluyorum.
Cevap veremiyorum diye gönül bırakmayın.
Devam…
Maillerinizi okuyorum, cevabı sütunlarda veriyorum..

Genel sorunuzu cevaplayayım;
Ocak ayında transfer ya-pa-maz-lar…
Bunu bu güne kadar elli kere söyledim.
Ocak ayı transfer ayı değildir!
1-İyi futbolcuları kulüpleri bırakmaz. Bırakırlarsa dolar bazında anasının nikahını isterler. Bizim hiç bir kulübümüz bu paraları veremez.
2-Transfer yapacak futbolcular çıkma-çakma futbolculardır, ya hocasıyla kavgalıdır, ya kulübüyle sorunları vardır. Yani; kaliteleri tartışılır, hayretmezler.
3-Bu mevsimde yapılan transfer takımı bozar. Hele maliyetli fazlaysa takımda dengeler bozulur, ikilik başlar.
4-Futbolcusunu satmak isteyen takım para darlığı çekiyor demektir. Yoksa kimse şampiyonluktan vaz geçip iyi oyuncusunu satmaz. Alıcılar da yüksek rakam verip oyuncu almaz zira hepsi maddi zorluk içindeler. (Örnek Sivassporlu Mehmet Yıldız. Galatasaray para verip Mehmet'i a-la-maz!)
5-Ocak'ta daha çok takas yoluyla oyuncu alış-verişi olur. O da ihtiyaca cevap vermez.
Bir oyuncu alıp, üç oyuncu ve üzerine para vermek de akılcı bir iş değildir.
6-Yurt içinden transfer çok pahalıdır. Yurt dışından transfer de mümkün değildir. Gelen varsa o da hayretmez!
7-Ocakta ancak bir iki takım, bir iki oyuncu transfer edebilir. O da dertlere çare olmaz.

Adnan Başkan; Polat Otel'de ne dedi?


Bir kere şunları rahatlıkla söyleyebilirim ki;
1-Bu kadar katılımı yüksek başka bir başkan toplantısı görmedim. En az 200 kişi. Medya müdürleri, köşe yazarları, muhabirler, foto muhabirleri…
2-Galatasaray Başkanı Polat mükemmel konuşuyor. Söylemek istediği mesajı net veriyor. Spor aleminde onun gibi konuşan başka söylev sahibi yok.
3-Sorulan bütün sorulara tafsilatlı cevap veren bir başkan ve o başkan asla medyayı suçlamıyor. 'Bu soruyu soramazsınız' demiyor. Karşı tarafı yaralamıyor, hakaretamiz cümleler kullanmıyor.
Tebrikler Başkan Polat.
Galatasaray farkını ortaya koydu.
Galatasaray demek; geçmişini inkar etmeyen, diyalogları çağdaş, hedefleri dünya çapında bir kulüp demek.
Galatasaraylı bunlardan gurur duymalı.
Başkan Adnan Polat son yıllarda Galatasaray'da yaşanan kırgınlıkları da ortadan kaldırarak camiayı kucakladı. Sevgi ve saygıyı tekrar harekete geçirerek bütünlüğü sağladı.
İşte söyledikleri;

Başkanın söylediklerini zaten önceki günlerde yazdım…
Bugün; ana başlıkları ve satıraralarını yazacağım.

Ana başlıklar;
-Taraftarı en çok olan takım; Galatasaray
(Çünkü Türkiye'nin en başarılı takımı Galatasaray, tesadüf dahi olsa UEFA Kupası var…)
-Emre Belözoğlu ya baskı altında ya kompleksli
(Baskı Fener yönetiminden geliyor, Emre de Galatasaray'a karşı bir eziklik yaşıyor demek)
-Herkes hatayı biraz da kendinde arasın.
(Bu hepsinden müthiş bir laf; kimse hakemi suçlamasın, dönüp yaptığı transferlere ve de gönderdiği hocalara baksın!)
-Skibbe kendini kabul ettirdi.
(Medya çok eleştirse de biz Skibbe'de sabrettik.)

Şimdi de satır araları;
-Florya'nın beş kapısı var. Gitmek isteyeni tutmayız.
(Galatasaray'da yönetim otoritesi vardır, ancak bizim futbolcumuza da saygımız var, gitmek isterse uzlaşırız, zira bir takımın futbolcusundan kazanması gereken para da vardır.
-Kaptanlık pazarlığı yapılamaz
(Kaptanı yönetim belirler rahatsız olan ikaz edilir, tekrar hata ederse kadro harici kalır.)

Galatasaray transfer yapmaz!

Skibbe ve Burak Hoca transfer istemiyorlar. Sadece defansın sağına bir oyuncu olabilir.
Galatasaray'da zaten şu an her mevkide 2 oyuncu var.
Yeter ki; Allah sakatlık vermesin.

Mehmet Yıldız'ı, Sıvasspor iki senedir satmak için uğraşıyor. Çünkü paraya ihtiyacı var. Ancak bundan iki ay önce temmuzda Mehmet Yıldız'a alıcı çıkmadı. Demek takımların Mehmet Yıldız'a ihtiyaçları yok ama Sıvasspor'un paraya ihtiyacı hala devam ediyor. Sıvas Mehmet Yıldız'ı takasa vermez! Mutlaka parayla satar. Haklıdır.
Öte yandan Başkan Polat; futbolcularımıza üç aydır maaş ödemiyoruz para bulursak Mehmet'i almak yerine önce onların paralarını öderiz' diyor.
Bin kere haklı.

Koyun can derdinde kasap et

Galatasaray ancak Servet ve Ümit Karan'ı satarsa belki Mehmet Yıldız'ı alır. O da şundan;
Galatasaray'ın forvetinde rakiple dişe diş mücadele edecek bir oyuncu tipi yok! Mehmet Yıldız bunun için alınsın denebilir. Ama o zaman da iki soru cevap arar;
1-Galatasaray akıl ve yetenekle rakibi zaten aşıyor. Mehmet gelirse kim makas yer?
2-Bu kadar becerili bir takıma Mehmet Yıldız gibi daha çok fizik gücü yüksek bir oyuncu ne kadar uyum sağlar?
Mehmet Yıldız'ın takıma girmesi zayıf ihtimaldir. Galatasaray'ın futbolunda hızlı düşünce ve çabuk oyun ön plandadır. Mehmet Yıldız gelirse takımın ahengi bozulur.

Ayrıca;
Galatasaray yönetimi geleceği düşünerek bu transferi yapmak istiyorsa o zaman da ortaya iki sorun çıkar;
1-Seneye Baros, Arda, Lincoln, Kewell gider diye düşünülüyorsa Mehmet Yıldız bunların hiç birinin alternatifi değil!
2-Mehmet Yıldız için Galatasaray'ın geleceği diye düşünülen Aydın Yılmaz'la, Mehmet Güven veriliyorsa çok yanlış. Sıvas bu çocukları tapularıyla istiyor ve bir de üste para!...
Siz olsanız verir misiniz?
Galatasaray böyle bir hatayı asla yapmaz!


Servet ve Ümit Karan gitmeli mi?


Türkiye'de Galatasaray'a gelmiş bir futbolcunun başka bir Anadolu takımına gitmeyi istemesi düşünülemez. Galatasaray'dan aldığı parayı hiç bir yerde alamaz. (Geç de olsa…) İtibarı hiç bulamaz. Onun için de kimse Galatasaray'dan gitmez.
Servet ve Ümit Karan farklı.
Servet Avrupa'da oynamak istiyor. Bu gidiş Galatasaray'ın da işine geliyor. Kulübün kasasına iyi bir para girerse Servet gidebilir. Yerine Semih Kaya var.
Ümit Karan da 32'sinde… Kovsan Sıvas'a gitmez ama çok paraya Dubai'ye gidebilir. Bu transferden Ümit de karlı çıkar Galatasaray Kulübü de…
Onun için de Adnan Polat uzlaşmadan yana…
Adnan Polat aynı zamanda UEFA'yı da düşündüğü için şimdilik kulağının üstüne yatıyor.
Giderlerse kasaya para girer, her gidenin de yeri mutlaka doldurulur,
Gitmezlerse git diyen de olmaz, Galatasaray yine çareyi bulur.




BİR ÖNERİ

Bugün tüm dünyada aranan oyuncu tipi "hem ofansif hem defansif futbolu aynı kalitede oynayanlardır " Bu kalitede oyuncu sayısı dünyada cok az.
Bizdeki Kayserili Mehmet Topuz bu azlardan biri.
Galatasaray alacaksa Mehmet Topuz'u alsın.
Topuz iki yönlü oyuncu. O oynarsa iki kişilik de görev yapıyor.
Terim Topuz'u vitrine çıkarmadı, neden?
Cünkü büyük takımda oynamıyordu, cünkü Kayseri'nin Milli Takım kontenjanı yoktu. Mesela Trabzonlu kaleci Tolga sırf Trabzon kontenjanından Milli Takıma dahil edildi.
Topuz makasa geldi.
Oysa Topuz kalite.
Ver 10 milyon EURO al Topuz'u, al UEFA'yı, oynat iki sene, sat 30 milyona Avrupa'ya.

Aralıkta Galatasaray'da moral tavan yapmış. Rota; UEFA

Galatasaray’da herkes UEFA’ya kilitlenmiş… Bordeaux maçı sabırsızlıkla bekleniyor.
Skibbe ve Burak Hoca şöyle diyor;
Ligin ikinci yarısında ilk beş hafta çok önemli, arayı açarsak bizi kimse tutamaz!
UEFA? diyorum…
Bordeaux’yu geçersek herkes Hamburg diyor ama biz aynı fikirde değiliz. Adı sanı bilinmeyen rakipler daha zor, diyorlar. Bkz; Metalist…

Emre-Baros ve ben
Kafalar UEFA’da ya tam o sırada Emre Aşık’la göz göze geldik… En deneyimli o ya… Nasıl gidiyor dememe kalmadı, yerinden fırladı koluma girdi, Baros'u da kaptı duvarda asılı UEFA SUPER CUP WINNER 2000'in önünde resim çektirdik.
Emre bu sene de alırız demek istiyordu…
Aklıma da yattı. Emre defansta gol yemez,
Baroş yine hat-trick yapar Galatasaray da UEFA’yı kapar.
Bu sene bana göre zor ama, neden olmasın.
Ne de olsa tesadüf!
Ne de olsa alışkanlık !...

Emre’ye Bordeaux’yu sordum;
'Bordeaux ile geçen yıldan hesabımız var' dedi…
Baros'a sordum?
'Lyon'dan tanıyorum, iyi takım bizi yenmişlerdi, ama bu kez şansları hiç yok' dedi…
Ben de havayı buldum işareti verdim;
Rota Saracoğlu... İlk hedef Bordeaux!

Adı bende gizli biri de diyor ki;
Galatasaray UEFA’da başarılı olsun,
O gün gelsin Aziz Bey, UEFA’ya on milyon dolar ceza ödemeyi göze alır, Saraçoğlu'na traktör sokar, toprağı tarla gibi sürer, o maçı da orada oynatmaz!...
Lincoln'den bir anı

Florya'da şartlar değişince, Kalli'nin gölgesi tesislere düşünce Cassio Lincoln telaşla soruyor;
'Eyvah!... Kalli geri mi döndü?'
Yok yok.... Kalli alt yapının başında denince Lincoln başlıyor koşmaya...
Takım kendiliğinden rayına giriyor.
Şu gerçek de su yüzüne çıkıyor;
Kalli ve Burak Hoca geldikten sonra Florya'ya da renk geliyor.
Kalli'nin gölgesi bile takıma kamçı oluyor!
Galatasaray’ın ilk yarı ortalaması; 6

Skibbe ilk 6 hafta Florya’da yalnız ve medya Skibbe’nin üzerine füzeler yolluyor…
Kalli ve Burak Hoca da ilk 6 hafta yoklar.
Galatasaray’ı 2008-2009 sezonunun ilk yarısı için ikiye bölüyorum.
1-İlk 6 haftanın değerlendirmesinde takımın puanı;10 üzerinden 4
2- 6. haftadan sonraki puanı; 10 üzerinden 8
Demek Galatasaray'ın ilk yarı puanı; 10 üzerinden 6
Bunda moral değerlerin önemi olduğu kadar sakatlıkların da geçmiş olması en büyük etken.
Galatasaray'ın yedek kulübesi iyi olursa bu oyununa da yansıyor, zira rekabet hızlanıyor.
Hocalar durumu şöyle özetliyor; Galatasaray gole koşan bir takım, bütün hatlarıyla savunması bile gol arıyor. Son haftalarda hep basamakları çıktık, hiç geri gitmedik, böyle giderse ikinci yarı Galatasaray tutulmaz!

Harry Kewell da Galatasaray’ın oyunu ve biraz da Servet için şöyle diyormuş;
Öyle bir takımda oynuyorum ki defans oyuncularımız ayağında topla öndeki bizleri geçiyor!...
(Çok güldüm…)

İki özel oyuncu Arda ve Kewell

Arda ve Kewell Skibbe ve Burak Hoca’yı çok meşgul etmiş. İkisi de sol ayaklı ya… İkisi de kenarda oturacak adam da değil. Mecburen ikisini de oynatmak durumunda kalmışlar, ama randıman düşmüş...
Arda solda olmayınca %50 kaybediyor.
Kewell solda hiç oynayamıyor, ama takımın ikisine de ihtiyacı var.
Dönüşümlü oynatmışlar…
Hem de çaktırmadan…
Sonuç ; bol gol ve tırmanış !

Baros sonradan açıldı...
Baros ısınana kadar huzursuzdu, sonrasında Lincoln'le beraber coştu. Takımda doğal uyum sağlandı, kalite oyuncular aynı frekansta buluştu, diyor hocalar;
Ben de diyorum ki;
Florya'da idmanları seyretseniz zevkten ölürsünüz. Mahşerin 4 atlısı' idmanlarda kendini buldu. Adeta coştular... Kamera çekse, CD'leri satış rekorları kırardı...
Baros’a soruyorum ;
Kaç gol atarsın daha?
Onu Kewell, Arda ve Lincoln’e soracaksın, diyor.
Golü Baros atıyor ama arkadaşlarının emeğini de inkar etmiyor.
İşte takım ruhu bu…

Sakatlıklar puan çaldı: Barış döndü rakipler pres yedi.

Barış mevsim başında sakatlanınca planlar bozuldu. Linderoth zaten müzmin sakat, Uğur Uçar umuda yolculuk... Hasan Şaş da elveda deyince Galatasaray'ın sağ kanadı olduğu gibi Sabri'ye kaldı. O da sakatlanınca takım sallandı, sistem bozuldu...
Barış, Galatasaray'ın olmazsa olmazıydı.
Barış gitti huzur bitti!
Barış geldi takım şaha kalktı.
Mehmet Topal'la birlikte bir takımı sırtlayacak güçteler. Onlara ilave Ayhan... İşte size şaha kalkan bir takım.
Barış'a takıldım, kesintisiz güç kaynağı gibisin, nasıl başarıyorsun?
-Ben kendimi biliyorum, her takımın koşana ihtiyacı var, açtım kilometreyi, bastım gaza... Başka çare mi var. Bende itiraz yok! Hocam ne görev veririse yaparım. Öyle FORMAMI PAZARLIK KONUSU ETMEM!'
Taş attı galiba…
Bayılıyorum bu çocuğa…
Barış her sistemin değişmez adamı... Onu beğenmeyen akılsızdır.
Mehmet Topal ve Barış yokken 4-3-2-1'den mecburen 3-5-2'ye dönülmüş
Meira orta sahaya çekilmiş, takımın çivisi çıkmış... Bu bocalama devresinde Skibbe çok tenkit almış. Ne zaman ki sakatlar düzelmiş, Galatasaray seyredene zevk vermeye başlamış.
Florya'da şunu gördüm. Puanları sakatlık çalmış, Galatasaray her geçen gün sabırla çalışıp takım olmuş.
Ben inanıyorum;
Bundan sonrası şampiyonluktur...

KAYNAK : WEBASLAN.COM

22 Ağustos 2008 Cuma

Senna transferinde son durum !..


Fenerbahçe'de Senna konusunda hergün yeni iddialar ortaya atılırken, İspanyol futbolcunun menajeri Eli Coimbra transfere ışık tutacak açıklamalar yaptı.


İspanyol Marca Gazetesine konuşan Coimbra, Senna'nın öncelikli hedefinin Villareal de kalmak olduğunu ancak Fenerbahçe'nin yıllık 2.5 milyon euroluk teklifini de değerlendirebileceklerini söyledi.

Dün Villarealli yöneticilerle görüştüğünü belirten Coimbra, Senna'nın sözleşmesinin iyileştirilerek uzatılması gerektiğini, aksi taktirde Fenerbahçe'ye transferinin ağırlık kazanabileceğini de belirtti.

"Top şimdi Villareal'de" ifadesini kulanann Coimbra,önümüzdeki bir iki gün içinde bu transferin sonuçlanacağını ve Senna'nın kaderini Villareal Yönetiminin belirleyeceğini söyledi.

Marca Gazetesi bu haberle ilgili yorumunda ise Senna'nın Fenerbahçe'nin teklifini öne sürerek Villa Real'den daha iyi ücret almaya çalıştığını ileri sürdü.

Sarı Lacivertlilerde transferde bu gelişmeler yaşanırken,sakatlığı devam eden Selçuk'un Gaziantepspor maçının kadrosundan çıkarıldığı ve Teknik Direktör Aragones'in ön liberoda Maldonado'ya forma vereceği öğrenildi.

Hafta içi oynanan milli maçta Şili Teknik Direktörü tarafından "hazır değil" açıklaması yapılarak oynatılmayan Maldonado'nun, nasıl bir performans sergileyeceği merak ediliyor.

G.SARAY TEK BİR İSİM ÜZERİNDE. YÖNETİM GOLCÜ FUTBOLCUNUN MENAJERİ İLE HOLLANDA'DA BULUŞTU..


Dünkü spor sayfalarında ve özellikle spor gazetelerinde çıkan haberlere göre MORİENTES YOLA ÇIKMIŞ (Fanatik), MARİO GOMEZ G.SARAY'A (Fotomaç) gelmiş, SEİTARİDİS ile görüşmeler bitmiş, Voronin , Kanoute, Benjani, Marica isimleri sayfalarda yer almıştı... (diğer gazeteler)

Daha öncede;
crespo, Humberto Suazo,. Baptista, Kiessling.libor Sionko, Dario simic,
David suazo, nicola Legrottaglie, Hernan Crespo, Nistelrooy, Saviola, Sheva, Carew, Morientes, Berbatov, Kurayni, Deco, Klasnic, Simic, Kanu, Cisse, Luis Saha, Sorensen, Luluan Thuram, Baptista, Fred, Benni Mc Carthy, Milan Baros, Cardoza, Angelos Basinas, Mario Gomez,

gibi yıldızlar Galatasaray'a getirilmişti..

Ve Galatasaray dün öğlen saatlerinden sonra Zigiç'in menajeri ile Hollanda'da biraraya geldi..
Zigiç'in kulübü Valencia ile her konuda tam olarak anlaşıldı.. Hatta kulüpten transfer yetki belgesi bile menajer tarafından alınmış durumda..

VALENCİA İFLASIN EŞİĞİNDE MUTLAKA SATMAK İSTİYOR..
İspanyol ekibi zor günler yaşıyor bu sebepten mutlaka Zigiç'i satmak istiyor..
Bilindiği gibi Valencia kulübünün ana hissedarı Juan Soler, mali danışman Juan Villalonga'yı kovduğunu ve kendisine ait hisseleri satacağını açıklamıştı..

Soler, son birkaç sezondur ekonomik açıdan sıkıntı içindeki kulübü düzlüğe çıkaracak bir plan yapması için işe aldığı Villalonga'nın beklentileri karşılayamadığını söyledi:

"Şunu net olarak ifade etmeliyim ki Villaonga istifa etmedi, kovuldu. Ona bir deneme süresi tanıdım, başarılı olamadı. Ekonomik olarak sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz ama kendi ayakları üzerinde durabilecek bir kulübüz."

Valencia'nın borcunun 439 milyon euro olduğunu ve yeni stadyum için gereken para da eklendiği zaman bu miktarın 739 milyon euroya çıkacağını söyleyen Villalonga, "31 Aralık tarihine kadar 150 milyon euro ödenmesi gerekiyor. Elimizde ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bulunan komada bir hasta var" demişti.


VALENCİA DA ZİGİÇ'i İKNAYA ÇALIŞIYOR
İflasın eşiğindeki Valencia kulübü Zigic'i G.Saray'a satmayı, belki de G.Saray 'dan çok istiyor.. G.Saray'dan gelecek para İspanyol ekibine ilaç gibi gelecek..

Ancak Zigiç'e Aston villa ve Blackburn'un talip olduğu, 2.03 lük Kule futbolcunun da İngiltere de oynamak istemesi G.Saray yönetiminin Zigiç'i ikna etmeye çalışmasına sebep oluyor..

Zigiç İngiltere'yi istiyor , ancak İngiliz kulüpleri G.Saray'ın verdiği bonservis ve transfer parasını vermiyor..

Valencia da bu sebepten G.Saray'a satılması konusunda her türlü şartı kabul ederek, transfer yetki belgesini bile futbolcunun menajerine vermiş durumda..

Zigiç'in hem G.Saray yöneticileri, hem menajeri, hem de Valencia kulübü yetkililerinin bastırması sonucu yumuşadığı ve transferin bitmesinin an meselesi olduğu turkspor.net'e son gelen bilgiler arasında..

Kaynak:turkspor.net

18 Ağustos 2008 Pazartesi

İsinbayeva Klasiği

29. Yaz Olimpiyat Oyunları'nda atletizmde bayanlar sırıkla yüksek atlamada bu dalda efsane olmuş isim Rus Yelena İsinbayeva, altın madalya kazandı.

Yine rekor yine altın
"Kuş Yuvası" olarak adlandırılan Ulusal Stat’taki oyunların atletizm müsabakalarının 4. gününde yapılan bayanlar sırıkla yüksek atlama finalinde, Yelena İsinbayeva, 5.05 metrelik atlayışıyla birinci olarak altın madalya elde etti. 26 yaşındaki İsinbayeva, bu atlayışıyla kendisine ait olan dünya rekorunu kırdı. İsinbayeva, eski rekoru 29 Temmuz 2008’de Monaco’da 5.04 metreyle kırmıştı. İsinbayeva’nın bu rekoru, Pekin-2008’de atletizmde kırılan 3. dünya rekoru oldu. Diğer 2 rekor, erkekler 100 metrede Jamaikalı Usain Bolt (9.69 saniye) ve bayanlar 3 bin metre engellide Rus Gulnara Galkina-Samitova (8.58.81) tarafından kırılmıştı. 2004 yılından beri bu kategoride geçilmeyen Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu İsinbayeva, 2005 yılında dünyada bu dalda 5 metreyi ilk geçen bayan sporcu olmuştu. Bu dalda 4.80 metrelik derecesiyle 2. olan ABD’li Jennifer Stuckzynski gümüş, 4.75 metrelik atlayışıyla 3. olan Rus Svetlana Feofanova da bronz madalya elde ettiler.

ABD'ye engel yok
29. Yaz Olimpiyat Oyunları’nda atletizmde erkekler 400 metre engellide ilk 3 sıra ABD’li atletlerin oldu. "Kuş Yuvası" olarak adlandırılan Ulusal Stat’taki oyunların atletizm müsabakalarının 4. gününün son finali olan erkekler 400 metre engellide ABD’li Angelo Taylor, 47.25 saniyelik derecesiyle birinci olarak altın madalyanın sahibi oldu. Bu, Sydney-2000’de de 400 metre engellide altın madalya kazanan 29 yaşındaki Taylor’ın en iyi derecesi oldu. Bu dalda 47.98 saniyelik derecesiyle 2. olan ABD’li Kerron Clement gümüş, 48.06 saniyelik derecesiyle 3. olan Bershawn Jackson da bronz smadalyanın sahibi oldu.

Erkekler uzun atlmada Saladino
Erkekler uzun atlama finalinde, 25 yaşındaki geçen yılın Dünya Şampiyonu Irving Saladino, 4. hakkında elde ettiği 8.34 metrelik derecesiyle altın madalyaya uzandı ve oyunlar tarihinde ülkesine ilk altın madalyayı kazandırdı.

Çin 39 altın oldu
29. Yaz Olimpiyat Oyunları’nın 10. gününde Evsahibi Çin, altın madalya sayısını 39’a çıkararak liderliğini sürdürdü. Türkiye, 2 gümüş ve 1 bronzla toplamda 3 madalyayla 46. sıraya geriledi.

10. gün sonunda oyunların madalya tablosu şöyle oluştu:

ÜLKELER: ALTIN GÜMÜŞ BRONZ TOPLAM
1. Çin Halk Cumhuriyeti 39 14 14 67
2. ABD 22 24 26 72
3. İngiltere 12 7 8 27
4. Avustralya 11 10 12 3
5. Almanya 9 7 7 23
6. Rusya 8 13 15 36
7. Güney Kore 8 9 6 23
8. Japonya 8 5 7 20
9. İtalya 6 6 6 18
10. Ukrayna 5 3 8 16
46. Türkiye - 2 1 3

Pekin'de skandallar bitmiyor...


29. Yaz Olimpiyat Oyunları'nda her gün yeni bir skandal ortaya çıkıyor...
Oyunların açılış töreninde görev alan kızların, seçilmeden önce kendilerini seçecek üyeler önünde soyundukları ve vücutlarının belirli yerlerinde cetvelle ölçümler yapıldığı iddia edildi.

Belçika'da yayınlanan HLN Gazetesi, Pekin'deki bir yerel gazetede, görevli kızlardan birinin açıklamalarının yer aldığı haberi bugün okuyucularına duyurdu.

Pekin'deki The Beijing News yerel gazetesine açıklamalarda bulunan kızlardan biri, açılış töreninde panoları taşıyan kızların, bu göreve kabul edilmeden önce jüri üyeleri önünde çırılçıplak soyunduklarını savunarak, ''Oyunlarda görev almak için başvuruda bulunan kızlar, üyeler önünde çırılçıplak soyunduktan sonra omuzları, göğüsleri, bacakları ile boyları ölçüldükten sonra işe alındılar'' dedi.

Göreve kabul edilmeyen, ancak ikinci bir şans tanınarak, olimpiyatlarda görev yapacak 400 kızdan birisi olmayı başaran görevli, bu skandalın ortaya çıkmasını sağladı.

Sözkonusu açıklamayı yapan kız, kendisinin öncelikle ülkelerin rehberi olarak aday gösterildiğini, ancak daha sonraki elemelerde elenerek, ponpon kız olduğunu açıkladı. Genç kız, iddiasında, şu görüşlere yer verdi:

''Biz, delegasyonların hem rehberliğini yapacak, hem de panolarını taşıyacaktık. Ancak göreve başlamadan önce bize iş veren kişiler, bizden önce soyunmamızı istediler. Anadan doğma soyunduktan sonra cetvelle vücudumuzun her yerini ölçtüler. Ben, bu göreve kabul edildikten sonra bana ponpon kız görevi verildi, ancak ek olarak 6 ay gülme kursuna da gönderdiler.''

ASKERLER BEZLENDİ
Aynı gazetede yer alan başka bir haberde ise oyunların açılış töreninde, tuvalet molasının az olması nedeniyle görevli 900 askerin altlarına çocuk bezi bağlandığı iddia edildi.

Askerlerin, tören süresi içinde tuvalete gidememeleri nedeniyle ihtiyaçlarını bu bezlere yaptıkları haberde yer aldı.

Öte yandan oyunlarda, Çin'de yaşayan 56 etnik grubu temsil eden çocukların hepsinin, öne sürüldüğü gibi bu gruplardan olmadığı ve Çinli oldukları ortaya çıktı.

O Parmağı Ben Atsaydım..

Toroğlu'nun başına iş açan yorumu

Erman Toroğlu, TV'de söylediği bir sözü daha sonra köşesinde farklı bir şekilde yazınca bakın başına neler gelmiş...

Futbol yorumcusu Erman Toroğlu, köşesinde yaptığı bir yorum sonrası başına gelenleri kendi üslubuyla anlattı...

CNNTÜRK'te Kürşat Başar'ın sunduğu 'Yaz Sohbetleri' programına konuk olan Erman Toroğlu, Maraton programında yaptığı bir yorum nedeniyle başına gelenleri anlattı.

Toroğlu, 2004 yılında Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında oynanan derbi maçta Beşiktaşlı Emre Aşık'ın o zaman Fenerbahçeli olan Nobre'ye arkadan el hareketini "Burada bir muayene var, basur muayenesi" şeklinde yorumlamıştı.
Programda bu olayı hatırlatan Toroğlu, Türkiye Futbol Federasyonu Disiplin Kurulu'nun görüntüleri dikkate alarak futbolcuya ceza verdiğini, ancak daha sonra Tahkim Kurulu'nun cezayı indirdiği belirterek, sonrasında başına gelenleri şöyle anlattı:

"O görüntülere göre ceza verdiler. Tahkim Kurulu cezayı indirdi. Dedim ki, 'Yaa arkadaş. Sizin bunu indirmeye hakkınız yok. Disiplin vermiş cezayı... Niye yok, çünkü parmağı yiyen affedebilir bunu. Gazetedeki yazımda dedim ki;

'Peki ben döndürüyorum, ey Tahkim Kurulu üyeleri; Emre'nin Nobre'ye attığı parmağı ben size atsam;

a-Dönüp bana vurur musunuz?
b-Dönüp bana küfür eder misiniz?
c-Beni mahkemeye verir misiniz?
d-Hiçbiri.'

Ne oldu biliyor musun? Hepsi beni mahkemeye verdiler. Ama şimdi haksızlık oluyor. Sen yiyince farklı, öteki yiyince farklı. Ötekini affedemezsin, sen yersen sen affedebilirsin."

Fatih Terim Milli Maç Öncesi Basın Toplantısı Düzenledi...


Milli takımlar teknik direktörü Fatih Terim, Şili ile Çarşamba günü Kocaeli'de oynananacak hazırlık maçı öncesinde milli takımın kamp yaptığı Swiss Otel'de basın toplantısı düzenledi.

"Güney Afrika'da bitmesini hedeflediğimiz 2010 Dünya Kupası yolculuğumuzun ilk adımını bugün atıyoruz" diyerek sözlerine başlayan Terim,

"Futbolda dün yok, Euro 2008'in sevincini, gururunu hep birlikte yaşadık. Bugün başka bir hedef için kolları sıvadık.

2010 'da sahaya çıkacak en iyi kadroyu kurmak için çalışmalara başlıyoruz. Çarşamba günü oynayacağımz Şili maçı Ermenistan maçı öncesi iyi bir prova olacak"dedi. Takımdaki sakatlar hakkında da bilgi veren Terim, Nihat, Hamit ve Emre Güngör'ün sakatlıkları nedeniyle kadroya çağrılmadığını, Gökdeniz'in ise önemli bir mazeretinin bulunduğunu belirtti.

SAKATLARIN DURUMU

"Arda'yı tendonundaki sakatlık nedeniyle kadrodan çıkardık. Zaten Almanya'da Süper Kupa maçında da oynayamadı. Şu anda Selçuk ve Caner doktorlarımızın kontrolünde MR'ları çekiliyor. Futbolcuların sakatlıkları konusunda riske girmeyeceğiz"

ŞİLİ ve KOCAELİ TERCİHİ

Fatih Terim, Şili ile ve Kocaeli'de oynama tercihinin nedenlerini şöyle anlattı:

"Şili şu anda 2010 dünya kupası elemelerini oynuyor. Brezilya'nın önünde grupta 4. sırada. Şili'nin Avrupa'da oynayan oyuncuları var. Şu anki pozisyonu da Brezilya'dan önde. Özellikle Güney Amerika takımlarının Avrupa turnelerini yakaladığınız zaman fırsatları değerlendirmek lazım.

İtalya, Fransa, İngiltere, Hollanda ile oynamak istiyoruz ama her zaman program uymuyor. Bazen tercihler çok fazla olmuyor. Örneğin Japonya teklifte bulundu. Lig başlamak üzere, ama yol uzun. Bizi yıpratır diye kabul etmiyoruz. Kocaeli'ye gelince; deprem bölgesi...Acıları biraz olsun giderebilir miyiz? diye düşündük. Ayrıca, TFF ile konuştuk, hazırlık maçlarını Anadolu'da oynamak istiyoruz"

"3 GÜNDE 1 MAÇA ARTIK FUTBOLCULAR ALIŞMALI, BU MAZERET OLMAMALI"

"Eylül ve Ekim aylarını çok önemsiyorum. Avrupa kupalarının ön elemelerinin oynadığı, milli maçların başladığı tarihler. Bundan dolayı futbolcular ne kadar ciddi maç oynarsa bu daha iyidir. Geçen seneki aşırı sıcaklar bizim bu sene ligleri geç başlatmamıza neden oldu. Ama gördüğüm kadarıyla herkes memnun. Fakat bir çok Avrupa ligi başladı ve futbolcular formda. Biz başarı istiyorsak, sıkışık programa alışmak zorundayız. 3 günde bir maç oynamaya alışmalıyız. Bu artık mazeret olmamalı"

"RAKİPLERİMİZ ÇOK GÜÇLÜ"

"2008 Avrupa şampiyonu İspanya grubumuzda. Daha önce de Yunanistan vardı. Belçika olimpiyatlarda çok iyi. Bosna Hersek'in genç ve iddialı bir takım var. Estonya'da bir çıkış var. Herkesin bir hedefi var. Zorlu geçecek. Ermenistan maçının önemi ayrı. Herkes bir kere evindeki maçı kazanmak isteyecek. Bize karşı ayrı bir konsantarsyon ile oynayacak. Zorlu rakiplere rağmen gruptan çıkacağımıza inanıyorum"

AFRİKA İKLİMİ VE TÜM ŞARTLARA HAZIRIZ"

"Finaller Afrika'da 40 derece sıcaklıkta oynanacak ama bu her takım için geçerli. Şartlar eşit. En ufak detayına kadar yetkililer hazırlık yapıyor. Sıcakta ,soğukta, havada, karada her türlü ortama hazırız. İsviçre maçında yağan o yağmur bence tufandı. adamı döver gibi yağdı. Bütün dezavantajları ortadan kaldırmak için buradayız. Önce finallere kalmak için çalışacağız"

"OLİMPİYATLARI BÜYÜK BİR HEYECANLA İZLİYORUM"

"NE YAZIK Kİ BU SPORCULARIMIZI 4 YILDA BİR HATIRLIYORUZ"

"Olimpiyatları büyük bir heyecanla izliyorum. Evde koltuktan koltuğa atlayarak izliyorum. Mesela Elvan ile beraber koşuyoruz, Halteri sporcularımızla kaldırmaya çalışıyoruz. Ben şunu söyleyeceğim. Bu çocuklarımızı hiç hatırlamıyoruz. Onların hazırlık dönemini takip etmiyoruz. Ama olimpiyatta başarılı olamadığı zaman hemen görüyoruz. Onlara daha çok sevgi gösteren, ekonomik yönden rahatlatan, onlara daha özen gösteren bir yaşam programı koymalıyız. 2012'de tekrar olimpiyat var, orada tekrar hatırlayacağız sporcularımızı. Ama arada kaç tane turnuvaya katılacaklar. Nasıl ve hangi şartlarda hazırlanacaklar. Yani bizim çocuklarımız 4 senede bir aklımıza gelmemeli. Süreyya diye bir kızımız vardı. Uçuyorken, birden bire başka şeyler oldu. değerlere sahip çıkmalıyız.

YILDIRAY BAŞTÜRK TARTIŞMASI

"Biz Geniş bir aleyiz. Kadroya çağırdığım veya davet edemediğim, benim hiç bir futbolcu ile hesabım olamaz. Maalesef medyada bazı yorumcular kimi kadroya almasam sorun varmış gibi yansıtıyor. Polemik konusu oluyor. Bu sorular tabi ki sorulmalı. Ama sahaya 40-50 kişi ile çıkamam ki ben. Herkesi mutlu edemezsiniz.Dün çağırdığım bir futbolcuyu bugün çağırmayabilirim. Tercihler; futbolcuların form durumu ve bizim oyun anlayışımızdaki düşüncelere göre değişebilir. Yıldıray'ın kendi ağzından bir şey duymadım, o yüzden yazılanlara itibar etmiyorum"